Renkler hayatımızın bir parçasıdır. Hayatı renkli kılan renklerdir. Renksizlik tek düzedir. Rengârenk sözcüğü, renksizlikten daha olumlu bir anlam taşır. Dünya, doğa, şehir ve yaşam renksiz düşünülemez. Öyle ki, insanın anlık belirtileri dahi renkle ifade olunur. Çok karamsarlık, mutsuzluğu, çok renkli bir kişilik de mutluluğu simgeler. Resmi, fotoğrafı, sinemayı, Tiyatroyu kısaca insana ait tüm sanatların temelinde renkler hâkim.
Tüm kutsal kitaplarda dahi renk motiflerine rastlayabilirsiniz. Hatta diye biliriz ki, insanlığın kurtuluşu için insanlığın ürettiği tüm düşünsel akımların da kendine has renkleri vardır. Sosyalizmin Kızıl bayrağı, Kızılelma, Yeşil Devrim, Turuncu devrim gibi simgesel ifadelerle hep bu anlamlar çağrışılmaktadır.
Bilişim Çağının temel yapı taşı olan Televizyonculuk ve Gazetecilik mesleğine Adana’nın kazandırdığı başarılı ve mesleğinin eri olan Yüksel Evsen’in Akdeniz Televizyon’unda yayınlanmakta olan Siyah Beyaz adlı program adı gibi hayatı renkli bir pencereden değerlendiren ender programlardan biri. Program yapan ve sunan Sayın Sedat Memili, gerek köşe yazılarından gerekse de kitaplarından dikkatle takip ettiğim çağının önüne geçmiş, yaşadığı çağa bir önceki çağı değerlendirir gibi bakabilen ender aydınlardan biridir. Geçtiğimiz Cuma gününden bu yana Sayın Memili’inin konuğu, tıpkı Yaşar Kemal, Abidin Dino, Taha Toros, Yılmaz Güney ve Orhan Kemal’ler gibi Çukurovanın sıcak, sımsıcak güneşi altında toprakla birlikle esmerleşen pamuk tarlalarında güneşin altından, ülkesinin ve Dünyanın dayanılmaz ve katlanılmaz hurafelerine kafa tutan Yüksel Mert’ti
Adana ve Türkiye gündemini farklı pencerelerden değerlendirmeye, yeni yeni bakış açılarıyla hayata bakmamaya çalışan iki aydın insanı bir araya getiren Siyah Beyaz adlı programı tıpkı benim gibi çoğu Adanalı zevkle izliyor olmalı. Hayatı farklı yorumlayan ve yaşadıklarımızı çağın gerekleri ile değerlendiren Sayın Sedat Memili ile farklı düşünen, soran, sorgulayan ve üreten sayın Mert’in fikirsel jimnastikleri, izleyici olarak bizleri günlük yaşantımıza rehber olmaya çalışan Kılavuz halini alıyor.
Her iki yazarın da kitaplarını bizzat okuyorum. Kendisi gibi düşünmeyen, yaşamı kendisi gibi yorumlamayanları farklı ama değerli olarak gören tıpkı 18. Yüzyıl Aydınlanma Felsefecilerinden Voltaire gibi “Sizinle aynı fikirde değilim. Ancak fikirlerinizi ifade edebilmenizi sonuna kadar destekleyeceğim” görüşündeki Memili’nin bu programdaki sözleri bence çağımız insanı için kaçırılmaz bir fırsat.
Memili, gerek ses tonu gerekse de sözcük seçimiyle sokaktaki insanın yabancı olmadığı dili kullanıyor. Olayları çok farklı ama çok da aşina olduğumuz sözcüklerle değerlendiriyor. Anlaşılmak için konuşuyor. İnsanlığın, özellikle de Ortadoğu’nun kadim inançlarını evindeki eşyalar gibi biliyor. İnsanlığın eylemlerini şekillendiren, kitlesel birlikteliklere sürükleyen tutku derecesindeki teolojik verileri derinlemesine araştıran bir yazar. İşte bu bilgi ve birikimini en sade dili kullanarak anlatıyor.
Memili ” Aşkın en güzeli tek taraflı olanıdır” diyor. Yani karşılıksızca sevmekten, herhangi bir ödül beklemeden aşık olmaktan söz ediyor. Ürün için değil, aşk için toprağı sevmek ya da cenneti değil iyiliği sevmek gibi . Mezopotamya ya da antik çağlardaki teolojik saplantıları anlatan “Kendini arayan Tanrı” adlı kitabındaki gibi sade ve çarpıcı açıklamaları ile programını farklılaştırıyor.
Siyah Beyaz adlı programın konuğu Sayın Mert ise her zaman olduğu gibi sözlerine, sözlerin en güzeli olan Kuran’la başlıyor. Kuran verileri doğrultusunda yaşamın şifrelerini çözüyor. İnsanlığın önündeki çıkmazları Kuran’ın evrensel mesajlarıyla aşmaya çalışıyor. Türk milletinin açmasının Kuran dışı bilgi koleksiyonları olduğunu söylüyor. Yazdığı kitap ve köşe yazılarında, katıldığı televizyon programlarında hep bu gerçeğin altını çiziyor.
Siyah Beyaz adlı programın kanımca Beyaz renklisi Yüksel Mert, Siyah Renklisi de Sayın Sedat Memili olsa gerek. Sayın Memili, insanlığın siyah, simsiyah ruh hali olan, insanlığı caniliğe iten teolojik dürtülerini tozlu raflardan masanın önüne seriyor. Tartışıyor. Soruyor, sorguluyor ve insanlığın simsiyah yüzünü ortaya çıkarıyor.
Yüksel Mert ise pergelin diğer ucu olsa gerek. İnsanlığın beyaz bembeyaz sandığı, dokunulmasına asla ödün vermeyeceği, daima tartışılmaz ve sorgulanmaz saydığı adeta koynunda bembeyaz bir nur gibi taşıdığı Kuran dışı bilgi koleksiyonlarıyla, Kuran’ı referans alarak harp ediyor. Çağımızın bazı Müslümanlarının, çağdışı yanı olan ve de bunu nur gibi beyaz sandığı hurafeleri çağın gerekleri ve Kuran verileri ile çözümlemeye çalışıyor.
Siyah Beyaz tam da Adana’dan Türkiye’ye ve dünyaya yayılan insanlığı çağdışı anlayışına yakılan bilgi meşalesidir. Adanalılar, Türkiyeliler ve dünyalılar hadi hep birlikte bu meşaleden aydınlanabildiğimiz kadar aydınlanalım.